Ara
  • Cisem Dincer

2020 Yılından Finansal Hayata Dair Neler Öğrendik-1?

2020 yılına büyük umutlarla başlarken sanırım hiçbirimiz bu kadar zor bir yıl geçireceğimizi tahmin edemezdik. Başta sağlığımız olmak üzere, psikolojik, sosyal ve finansal alanda çok farklı açılardan sınandığımız ve dersler çıkardığımız 2020 yılı insanlık tarihine de yüzyıllar boyunca konuşulacak şekilde damgasını vurmuş oldu. Çin ülkesinde başlayarak dünyanın geri kalanına hızla yayılan Covid 19 virüsü hayatlarımızı baştan sona yeniden sorgulamamızı sağladı.Tüketim alışkanlıklarımızı, beslenme biçimimizi, aile yaşantımızı, yaşama bakış açımızı yeniden şekillendirmemiz ve kökten değişiklikler yapmamız için bizleri zorlayıcı etkiler altında bıraktı. Daha önceki deneyimlerimizden hareketle "Ben Biliyorum" dediğimiz çoğu alanda aslında çok az bildiğimizi göstererek bizlere acı dersler verdi. Tüm dünyada sayısız düzenlemelerle kontrol altına alınmaya çalışılsa da, milyonlarca insan ekonomik ve sosyal açıdan alınan bu kararlardan bir şeklide etkilendi ve etkilenmeye de devam ediyor. Kendi sınırlarımız içine kapandığımız böylesi bir dönemde, ülkemizde de 2020 yılı Mart ayında başlayan süreç, yıl sonuna gelindiğinde yüz binlerce insanın işini kaybetmesine, ücretsiz izine çıkartılmasına, gelir kaybına uğramasına, binlerce işletmenin geçici süreyle kapatılmasına, hatta iflasına sebep oldu.


Covid 19 Pandemisinin yarattığı tahribatın önlenmesine yönelik olarak Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın başta para politikası kararları olmak üzere devlet yönetiminin yeni düzenlemeler getirmesi ve akabinde bir dizi teşvik paketi açıklaması ile normalleşme sürecine geçişin kolaylaşması için adımlar atılmaya çalışıldı. Bu kapsamda özetle 2 ana başlıkta;


1-Para Politikası

(Politika faiz indirimi, likidite desteği, para takası anlaşmaları, bankaların TCMB'nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklarda indirim gibi)


2-Maliye Politikası

(Borç yeniden yapılandırmaları, işletmelere sağlanan bordro desteği, vergi tahakkuk ve borç ertelemesi, düşük faizli uzun vadeli krediler, devlet garantisinde kredi destekleri gibi)


üzerinde alınan önlemler kalıcı olmamakla birlikte bu sürecin daha ağır atlatılmasını engellemiş oldu.


Kamu bankaları üzerinden aylık toplam geliri 5.000 TL'nin altında olan 6.7 milyon kişiye toplam 40 milyar TL tutarında bireysel temel ihtiyaç kredisi dağıtıldı. Konut kredisi faiz oranları tarihi düşük seviyelere indirilerek büyümeyi tetikleyen en önemli kalemlerden biri oldu. Piyasaya ciddi oranda likidite akışı sağlandı. Türkiye 2020 2. döneminde %-9,9 küçülürken, bu canlanmanın akabinde 3. çeyrekte düşük faizli tüketici kredilerinin desteğiyle de %6,7 oranında büyümeyi başardı. Yılın son çeyreğinde ise enflasyonist etkileri dizginlemek amacıyla arka arkaya gelen politika faiz artışlarının da etkisiyle kredi ve mevduat faiz oranları yükseltilerek tüketimin önüne geçilmeye çalışıldı.


Tüm bu gelişmelerin ışığında, 1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde ekonomik olarak elimizde olanı korumak adına yatırım kararlarımızda çok sayıda değişiklik yapmak zorunda kaldık. Genel çerçeveyi özetlediğim bu yazıda büyük resmi görebilmek adına bazı tespitler yapmaya çalıştım. Peki böylesi fırtınalı bir dönemi en az hasarla atlatmak için nasıl hareket etmeliyiz? İşte bu da bir sonraki yazımın konusu olacak. Takipte kalın, sağlıkla kalın!






19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör